Galatasaray Lisesi ve benzeri devlet kurumlarının kapatılması üzerine

Sosyal medyada, Galatasaray Lisesi'nin ve Cemaat/Loca/Tarikat yapılarına hizmet eder hale gelmiş benzer devlet kurumlarının kapatılmasını savunmam üzerine; daha önce yazdıklarımı bilmeyenler ya da bilmiyormuş gibi yapanlar oldu.
Bu konu hakkında, kitap yazmak gerekir. Ki, sadece, çeşitli mecralarda benim yazdığım makale ve mesajlar bile bir kitap kalınlığına ulaşabilir.
Bunun üzerine, 21 MAYIS 2016 Tarihi'nde, artık ıslah ümidimi yitirerek, Galatasaray İç yazışma gruplarından birine göndermiş olduğum mesaj, pek çok şeyi özetler niteliktedir:
Bu konu bir günlük, bir yıllık bir konu değil.
Beni tanıyanlar bilirler: 30 yıldır, yozlaşmış bu yapıların sakıncalarını savunurum ve mücadele ederim. Daha sonra siyaset bilimi okuyarak, bu hususları bir siyaset bilimci olarak da yazıp çizmeye devam ettim.
Bu konunun ısrarlı takipçisi olmaya da devam edeceğim.
Tekrar ediyorum: TÜM BU DEVLET KURUMLARI İVEDİLİKLE TESPİT EDİLMELİ VE KAPATILMALIDIR! ÇOK GEÇ OLMADAN!
21 Mayıs 2016
Değerli Abla, Ağabey ve Kardeşlerim,

Yazdıklarımdan sonra, pek çoğunuzun kafasında, "bu cüreti nereden buluyor?"
"Masonluk ve Cemaat gibi örgütlere nasıl kafa tutabiliyor?" 
"Arkasında herhangi bir örgüt olmadan ya da meczup olmadan bu cesareti bulamaz"
...
gibi düşüncelerin uyandığını biliyorum.

Doğal olarak, ben de bir örgüt üyesiyim.

Ve evet, daha önce de bir kaç kez bahsetmiştim aslında: Biz, şahsen tanıştığım bazı örgüt üyeleri ile, kendi aramızda bizim örgütü "meczuplar" olarak anıyoruz.

Çocukluktan itibaren alınıp yetiştiriliriz.
Hatta, çoğumuzun aileleri, daha okula gitmeden bize, örgüt için gerekirse ölmek dahil, yapmamız gerekenleri aşılar.

Son derece sofistike bir örgüt yapımız, bir o kadar sofistike işbölümümüz mevcuttur.
Binlerce yılın sonunda, konsensüs ile oluşmuş, son derece detaylı örgüt kurallarımız var. Hatta, çoğu üyemiz bile kurallarımızın tamamını bilmez.
Birbirimizin uzmanlık alanlarına saygı duyarız.
Herkes kendi işinden sorumludur. Fakat, itina ile koyulmuş kurallara göre karar alır ve ortak hareket ederiz.

Özellikle, egemenlik alanımıza ve rakip örgütlere ilişkin çok katı kurallarımız var:
Bize, egemenlik alanımızda kafa tutan, rakip olabilecek herhangi bir örgüt hakkında, özellikle kurucularımızın zamanında koyulan kurallar, örgüt tarafından infaz cezasını gerektirir. 
Biz yeni kuşak, suçun niteliği ve ciddiyeti konusunda hemfikir olsak da, cezalar konusunda biraz daha yumuşak uygulamaları savunuyoruz.

Romantik değiliz. Silahlı bir gücümüz var.
Binlerce yıllık tarihimiz, bize, romantizmin kötü sonuçlar doğurabileceğini öğretti.

Bize rakip çıkan örgütlerin, bazı uzmanlarımızın arasına sızdığının farkındayız.

Aslında, sayımız çok fazladır. Sınırları açıkça belirtilmiş egemenlik sahamızdaki tüm çocuklar doğal örgüt üyesi sayılır ve aynı eğitimden geçer: Hepimiz, çocukluktan itibaren, barışçı bir şekilde insanlığa faydalı olmayı, fakat, gerekirse savaşmayı, gerekirse ölmeyi öğreniriz. 
Sadece savaşmak üzre yetiştirilen örgüt üyelerimiz de vardır.
Fakat, yaş geçtikçe, üyelerimiz aldıkları eğitimi unutup, rakip örgütlerin cazibesine kapılıp ya da özellikle yaş 40'ı aştığında, örgüt üyeliğini reddetmemekle birlikte -ki bu konuda da son derece katı kurallarımız mevcut- güçlü kimse ondan taraf olmayı hayat düsturu haline getirip, etliye sütlüye karışmaz olur. "Nasıl olsa uzman üyelerimiz bu konularla ilgileniyordur" diye düşünürler. 

Bizim gibi, yaş yedisinde ne ise, yetmişinde de örgütün binlerce yılda konsensüs ile oluşmuş yazılı kurallarını savunan bir avuç insana da "meczup" diyenler oldu. Bizim de hoşumuza gitti, örgütümüzün kendi aramızdaki adı, "Meczuplar"dır.

Örgütümüzün hataları çoktur. Tarih boyunca da böyle hatalar olmuştur. Koca örgüt ... Eli kalem tutanı var, silah tutanı var. Kontrolü zordur.
Fakat, biz meczuplar, ağır kanlı hareket ederiz.
Tarih boyunca, bize rakip pek çok örgüt peydahlandı. 
Bunların tümünün başını ezdik.
Bu örgütleri meydana getirenlerin çoğu da bizim üyelerimizdir. Biliriz. Bundan dolayı, örgütün niteliğine bakarız: Bize rakip olmaya çalışıyorsa, kurallarımız bellidir: Yok ederiz!
Aramıza sızarak, açıkça yazılmış, konsensüs ile oluşmuş örgüt kurallarını savunduğumuz için bizleri, "marjinal", bizi "meczup" ilan ederek, diğer üyelerimizi bize karşı kışkırtırlar. Sabrederiz.

Biz tarihi çok iyi biliriz.
Acele ile hareket etmeyiz.
Önce yaşı kurudan ayırırız. Bu iş üzerinde uzmanlaşmış örgüt üyelerimiz, uzun soruşturmalar yapar. Başka uzmanlık sahipleri bu bilgileri derler ve yargılamayı yapacaklara sunar. Yargılama sonucunda infaz kararını ise, başka örgüt üyeleri uygular.
Zira, rakip örgütlerin içimize sızdığında kandırdıklarının da aslında, kendi örgüt üyelerimiz olduğunun bilincindeyiz.
Rakiplerimize zaaf gibi görünse de, itidal, bizim en büyük erdemlerimizdendir.

Kimsenin inancına karışmamak, yazılı kurallarımız arasındadır. İnanç sahipleri örgütlendi diye, onlarla uğraşmayız.
Fakat, bize rakip bir güç olarak ortaya çıktılarında, adı ne olursa olsun, yok ederiz!
Ne masonluk, ne Nakşibendilik ne de Cemaat'in örgütümüz ile karşılaştırıldığında, esamisi okunmaz.
Burası, bizim egemenlik alanımızdır.
Burası, Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Biz de, örgütümüzün resmi adı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşlarıyız.

Kanarya Sevenler Derneği ile kimsenin bir derdi olmaz.
Fakat, devletimize rakip çıkan, eğitimde, devlette ikilik yaratan oluşumlar söz konusu olduğunda, bunun adı İmam Hatip midir, masonluk mudur diye bakılmaz, uzmanlık alanı bu işleri araştırmak olan "örgüt üyelerimiz", yani askeri, polisi, savcısı, istihbaratçısı, gerekli soruşturmaları yapar, o "rakip örgütün" de, "üyelerinin" de cezasını verir.

Kimse, toprakları üzerinde egemen Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile aşık atamaz!
Ola ki, o devlet içinde en üst konumlarda "üyeleri" olsa bile!

Bu vesile ile, cesaretimin kaynağı da anlaşılmıştır sanırım: 
Ben bu örgüt eğitimini, en iyi veren kurumlarda aldım. Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi.
Hepimizin tabii olduğu örgütü ve örgütün yasalarını hatırlatıyorum.
Kardeşlerim, bu bilinç ile yetişecek!

Gruptan mesaj almayı kestim.
Vatandaşlık ile kamikazeliği karşılaştıran kendini bilmezler olur, kardeşlerimin kafasını karıştırırlar diye, cesaretimin kaynağını ve üyesi olduğum örgütü de açıkça yazayım, öyle ara vereyim istedim. 

Saygılarımla
İsmail Kizir(125) 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben utanaydım, ama, bunlar gerçekleşmeyeydi

Visual proofs of Hohha Dynamic XOR Encryption Algorithm