Kayıtlar

Başka yerde okuyamazsınız: Türkiye gerçeği

Türkiye'nin, başka hiçbir yerden okuyamacağınız, duyamayacağınız gerçeğidir: Bana 27 yıl önce anlatan, olayın kahramanı.  O zamanlar, Türkiye'nin en büyük bir kaç yazılım firmasından birinin ortağının öz kardeşi.  70'ler! İhtilal öncesi dönem İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci Bir gün sağcılar, "boykot var, yürüyüş var" diye herkesi alıyor götürüyor! Bir gün solcular geliyor aynını yapıyor. Üniversitede her gün çatışma, kavga, gürültü, eylem! Zamanla, bu ağabeyim ve çevresindeki bir grup, "biz öğrencilik yapmak istiyoruz" diye kazan kaldırıyorlar. O zaman büyük cesaret. Sağcılar, solcular örgütlü! Silahlı! Bunlar zamanla büyüyorlar ve eylem var diyerek sınıfı boşaltan solcusuna da sağcısına da, kapıyı gösterip, derslerine giriyorlar. Tahmin edin ne oluyor? Bu Ağabeyimizi okuldan atıyorlar. Ve hiiç de kendini gizleme gereği duymayan bir "görevli", o zaman, Sahaflar'ın çıkışındaki Çınaraltı Kahvesi'nde bununla buluşuyor, oturup çay iç…

Kendilerini aslan sanan eşekler

Ortalık kendini aslan sanan eşekden geçilmiyor! Hayatı boyunca üretmemiş, tarlalarda özel yetiştirilmiş,sonra da sadece kendisi gibi sebzelerle ilişkide olduğundan dolayı ünvanlar edinmiş; ünvanlar içindeki korkunç boşlukları dolduramadığından dolayı da, tüm hayatı kapalı patates tarlalarında geçmesine rağmen, oraya buraya koyduğu bir takım pahalı zevkleri öne sürerek, "yaşamdan", "insanlıktan" dem vuran ... Üstelik, hayata ve insana dair de birşey bilmedikleri halde, kendilerine uzmanlık payesi vermek adına "ben yöneticiyim.İşim insandan anlamaktır" zevzeklikleri yapan zavallılar.
Özellikle sosyal medya bunlarla dolu! Kimi şu tarlada yetiştirilmiş bu cemaatin iti olmuş Kimi o tarlada yetiştirilmiş şu locanın,partinin köpeği olmuş Toplum içinde dik,kapılar ardında kambur Ece Ayhan tiplemeleri! Boşluk dolmayınca, söylenenler,bakışlar,hatta söylenmeyenler bile can yakınca: İki anektod paylaş, Kıçından özlü söz uydur! Kimini çocukluğundan bilirim. Hiçbir cidd…

Galatasaray Lisesi ve benzeri devlet kurumlarının kapatılması üzerine

Sosyal medyada, Galatasaray Lisesi'nin ve Cemaat/Loca/Tarikat yapılarına hizmet eder hale gelmiş benzer devlet kurumlarının kapatılmasını savunmam üzerine; daha önce yazdıklarımı bilmeyenler ya da bilmiyormuş gibi yapanlar oldu. Bu konu hakkında, kitap yazmak gerekir. Ki, sadece, çeşitli mecralarda benim yazdığım makale ve mesajlar bile bir kitap kalınlığına ulaşabilir. Bunun üzerine, 21 MAYIS 2016 Tarihi'nde, artık ıslah ümidimi yitirerek, Galatasaray İç yazışma gruplarından birine göndermiş olduğum mesaj, pek çok şeyi özetler niteliktedir: Bu konu bir günlük, bir yıllık bir konu değil. Beni tanıyanlar bilirler: 30 yıldır, yozlaşmış bu yapıların sakıncalarını savunurum ve mücadele ederim. Daha sonra siyaset bilimi okuyarak, bu hususları bir siyaset bilimci olarak da yazıp çizmeye devam ettim. Bu konunun ısrarlı takipçisi olmaya da devam edeceğim. Tekrar ediyorum: TÜM BU DEVLET KURUMLARI İVEDİLİKLE TESPİT EDİLMELİ VE KAPATILMALIDIR! ÇOK GEÇ OLMADAN! 21 Mayıs 2016 Değerli Abla…

Brothers in arms

Resim
I think, nothing may describe better The Ukrainian - Russian conflict than Dire Strait's "Brothers In Arms" Song.
During my last trip to Kyiv, in the train, I met three young Ukrainian Soldiers.
They were so young, even kids ...
So happy ... So full of life!
They were returning from front to their homes for a short rest I guess.
A few miles to their beloved ones ...
A few miles to their families ...
A few miles to happiness ...
Cell phones on their hands ...
I still can't understand Russian, but I guessed from their attitudes that there are talking with their girlfriends.
They are drunk.
The old, serious conductor woman, comes sometimes and tells something with a very serious voice tone.
I think she's concerned about them.
They can't speak English. But with my non-existent Russian, later, I understood that they fought with police officers in train station :)
I understood why conductor was concerned :)
We started by exchanging cigarettes and fire, on the smal…

Türkiye'nin kurtuluşu CHP'den geçer

Gençliğimde, Ecevit hayatta iken, oy verdiğim ilk ve tek seçimde, DSP Yeşiyurt'da sandık gözetmenliği yapmam dışında, yıllardır hiçbir partiyi direkt olarak desteklemedim. O seçimde de, eskiler hatırlarlar, Livaneli İstanbul adayı idi ve solda birlik adına, genel seçimde DSP'ye, yerelde CHP'ye vermiş idim. İlçeden arkadaşlardan bazıları CHP'ye oy vermeme kızmışlardı. Tartışmıştık. O zamandan bu zamana oy sandığına küsüm.
Hayatım boyunca, partileri ya da kişileri çıkar için desteklemedim. Körü körüne parti bağlılığım ya da ideolojik bağlılığım olmadı.

Anayasa'da, "Hukukta toplu sorumluluk"

Kanaatimce, yapılan yeni Anayasa'ya "Hukukta toplu sorumluluk" diye bir kavram eklenmesi ve ayrıca bu konunun Ceza Kanunu'nda da düzenlenmesi gereklidir. Toplu sorumluluk kavramını, o anda mevcut tüm hakim ve savcıların tek bir kişi olarak kabul edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, tüm hakim ve savcıların sorumlu tutulması olarak tanımlıyoruz. Kamu düzenini ilgilendiren, ya da toplumda infial uyandıran hususlarda, en azından bir savcının ilgili husus ile soruşturma/dava açıp açmadığı zamanaşımı olmaksızın incelenebilir. Soruşturması gerekirken soruşturulmamış hususlar hakkında, o zaman zarfında görev yapan tüm savcılar; açılıp mahkeme tarafından haksız yere görüşülmeden reddedildi ve kesinleşti ise; bundan dolayı o an da görev yapan tüm hakimler sorumlu tutulur ve TCK'da düzenlenen maddelerden yargılanırlar.

Bu maddenin gerekçesini, bir cenazenin kaldırılması örneği ile somutlaştırmak mümkün.

Bir cenazeyi bir kişinin gömmesi yeterlidir. Sorumluluk …

Mavi Marmara üzerinden kimlik tanımı!

Mavi Marmara gibi "şaibeli" bir operasyon üzerinden Ak Parti içi kamplaştırılıyor! Çok zekice! Korkunç zekice! Cem Küçük, Fatih Tezcan gibiler, şimdi kendilerine, ya da Hükümet'e en ufak bir eleştiri yöneltilse, "bunlar zaten İslamcı değil, hatta bunlar din düşmanı. Ve Mavi Marmara'ya da karşılar" diye saldırıyorlar. Dikkat edin: Her söylediklerini, her yaptıklarını da Hükümet ve Tayyip Erdoğan adına söyler gibi yapıyorlar. Yani, bunların birine, "kötüsün" demek için, Mavi Marmara olayını ya gözü kapalı savunacaksın ya da karşı çıkacaksın! Zekice! Evimde, o Mavi Marmara'da şehit düşen İHH Medya Sorumlusu Cevdet Kılıçlar'ın bizzat elleri ile getirdiği İHH'nın teşekkür plaketi var. Var da... Neden İHH'nın her yaptığını savunacakmışım? Mavi Marmara devlet açısından gerekli bir operasyon olabilir. İHH da bunda kullanılmış olabilir. Buna da yorum yapmam. Devlet aklıdır, olabilir. Ya da olmayabilir. Ama neden, her yapılanı savunacağım?…